İsviçre, bakım konusunda öğrenebileceği bir iki şey var – 30 Kasım 2010 Salı tarihli rapor
23 Ekim, sonunda o gün gelmişti. Yaklaşık 15 yıl lens ve gözlük kullandıktan sonra nihayet gözlerimi lazerle düzelttirmeye karar verdim. Bu karara nasıl mı vardım? Çok basit: aniden, spontane bir şekilde! Artık lenslere tahammül edemiyordum ve gözlüğümden de gerçekten nefret ediyordum. Bu yüzden karar süreci oldukça kısaydı. Tabii herkesin aklına bunu Türkiye’de yaptırmak gelmez (en azından benim tanıdıklarımın). Ama televizyonda birkaç haber izlemiştim, internette de biraz araştırma yaptım ve işte bu sayfaya denk geldim: swisslasik… Bu, 2009 yazında olmuştu.
Bilgi dokümanları istedim ve telefonla iletişime geçtim. Ondan sonra geriye sadece randevu ayarlamak kaldı. Dediğim gibi, 22 Ekim’de yola çıktık. Annemi de yanıma alarak İstanbul’a uçtuk. Bizi Almancayı mükemmel konuşan son derece nazik bir görevli karşıladı ve otele götürdü. Ertesi sabah, Zürih’ten gelen bir başka hasta ile birlikte alındık ve otele sadece 5 dakikalık yürüme mesafesindeki kliniğe götürüldük. Herkes yine çok güler yüzlüydü ve ön muayeneler oldukça hızlı geçti. Ameliyatın iki saat sonra yapılacağı söylendi. O anda içimde hafif bir heyecan başladı ama bu daha çok tatlı bir heyecandı, korkudan ziyade sevinçten.
Klinikte teknik bir sorun olduğu için başka bir kliniğe götürüldük. Ancak bu klinik dışarıdan bile adeta 5 yıldızlı bir otel gibiydi. Lazer işleminin kendisi sadece yaklaşık 20 saniye sürdü. Tüm süreç boyunca, sanırım adı Fred olan, çok ilgili şoförümüz hep yanımdaydı ve doktorun söylediklerini tercüme etti. Bu da insana inanılmaz derecede güven ve rahatlık veriyordu.
Her şey bittikten sonra biz dört kişi (3 hasta ve annem) tekrar otele götürüldük. İlk akşam oldukça rahatsız ediciydi ama ağrıdan değil, yoğun ışık hassasiyetinden dolayı. Bu yüzden en iyisi hemen yatağa girmek, damlaları kullanmak ve göz pedlerini takmaktı. Zaten ilk 10 gün gözleri ovuşturmak yasak. Ama daha ertesi gün neredeyse %100 görmeye başlamıştım ve kontrol muayenesi de olumlu geçti.
Bunun üzerine annemle birlikte, güneşli havada ve 23 derece sıcaklıkta, tabii ki güneş gözlüğü takarak, İstanbul’u gezmeye çıktık. Yardımcı hiçbir araca ihtiyaç duymadan her şeyi net görebilmek harika bir duyguydu! Bu kliniği gönül rahatlığıyla herkese tavsiye edebilirim. Otel organizasyonu, transferler ve genel ilgi gerçekten olağanüstüydü. İsviçre ile kıyaslandığında fiyat farkı ise inanılmaz derecede büyük.
Şu an ameliyatımın üzerinden 3 hafta geçti ve İsviçre’de fiyatın içine dahil olan kontrol muayenesine de gittim. Her şey yolunda. Hâlâ gözlük ve lens olmadan görebildiğime tam olarak inanamıyorum. Sabah uyanıp ilk iş gözlüğü aramak zorunda olmamak inanılmaz bir şey! En önemli nokta, verilen damlaları düzenli kullanmak ve nemlendirici damlaları uzun süre ihmal etmemek.
EyeStar’daki herkese bir kez daha yürekten teşekkür etmek istiyorum. Harika bir deneyimdi ve sonuç ondan da harika oldu! Umarım Türkiye’de böyle bir şeyin güvenli olmadığını düşünenlere farklı bir bakış açısı kazandırabilmişimdir. İlgi ve hasta bakımı konusunda İsviçre ya da Almanya’nın daha alacak çok dersi var diyebilirim 🙂
Zürih’ten kocaman sevgiler ve tekrar tekrar teşekkürler!
Stephanie Wegner
